Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! [ Kayıt Yap | Giriş Yaprss

''Masaj Salonu Adres Bulmanın En Kolay Yolu'' İstanbul'da ruhsatlı masaj salonu Konusunda uzman
bayan masöz ilanları sitemizde yer almaktadır masaj salonu ve masöz ilanları konusunda uzman
deneyimli uygulamalar yapan kadrolara sahiptir sitemizde ki ilanlarla ilgili şikayetlerinizi bizimle
paylaşabilirsiniz..

masaj salonu

Tbmm 24. Dönem 4. Yasama Yılı Açılışı

| Ankara Haberleri | 1 Ekim 2013

Tbmm 24. Dönem 4. Yasama Yılı AçılışıCumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Bugün ekonomisiyle, demokrasisiyle ve ordusuyla güçlü bir ülke olarak tüm dünyada saygın bir yere sahibiz. Şimdiye kadar olan kazanımlarımızın üzerine daha büyüklerini inşa ederek yolumuza azimle devam edeceğimizden de hiç şüphem yoktur” dedi.11. Cumhurbaşkanı sıfatıyla son kez Genel Kurul’a seslenen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM 24. Dönem 4. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada yaklaşık 50 yıldır devam eden bir ihtilaf olan Kıbrıs meselesinin artık bir çözüme kavuşturulma gerektiğini belirterek, “Çözümün parametreleri esasen bellidir. Bu temel üzerinde vakit kaybetmeden kapsamlı bir çözüme ulaşılması için iki toplum arasındaki doğrudan müzakerelerin yürütülmesi elzemdir. Ancak ucu açık müzakere süreçlerinden de bir netice alınamadığı tecrübeyle sabittir. Başlayacak süreç esasen herkes için bir samimiyet testi olacaktır. Türkiye, her zaman olduğu gibi adada adil ve kalıcı bir barışın tesisi yönünde her türlü diplomatik süreci destekleyecek ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk halkı ile dayanışmasını en yüksek seviyede tutacaktır” dedi.“Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığım süre zarfında en fazla önem verdiğim alanlardan biri de kardeş Türk Cumhuriyetleri ile ilişkiler olmuştur” diyen Gül, şunları kaydetti:“Şüphesiz bu sürecin en önemli kazanımı Türk Konseyi’nin kurulmasıdır. Son 6 yılda Türk Cumhuriyetlerine gerçekleştirdiğim 19 ziyaret ise, ilişkilerimizin somut olarak hacim ve derinlik kazandığının bir göstergesidir. Bu ilişkileri gelecek nesillere güçlü bir şekilde taşımalıyız. Komşumuz Rusya Federasyonu ile yürüttüğümüz çok boyutlu ve kapsamlı ilişkilerin her geçen gün ilerlemesinden büyük memnuniyet duyuyorum. Bu yakın işbirliğinin bölgesel ve küresel meselelerde de sürdürülmesi ayrıca memnuniyet vericidir.”“TÜRK DIŞ POLİTİKASININ SON 11 YILDA SERGİLEDİĞİ AKTİF ÇABA TÜRKİYE’Yİ GÜÇLÜ BİR ÜLKE HALİNE DÖNÜŞTÜRDÜ”Gül, Türk dış politikasının son 11 yılda sergilediği aktif çabaların Türkiye’yi küresel ve bölgesel bağlantıları güçlü bir ülke haline dönüştürdüğünü belirterek, “Bu itibarla G-20’nin aktif bir üyesi olarak, dünyanın yükselen ekonomileri Çin, Hindistan, Brezilya ve Endonezya ile ilişkilerimize daha da ivme kazandırmamız gerektiğine inanıyorum. Aynı şekilde son yıllarda önemli neticeler aldığımız Afrika, Latin Amerika ve Pasifik ülkelerine açılım politikalarımızın sürdürülmesinde büyük fayda vardır. Son olarak, dünyada ve bölgemizde yaşanan dramatik gelişmelerin, ülkemizin kapsamlı savunma reformu ihtiyacını daha da belirginleştirdiğini dikkatinize getirmek isterim. Esasen talimatlarım doğrultusunda başlamış olan kapsamlı çalışmaların önemli olduğuna inanıyorum” şeklinde konuştu.Konuşmasında dünyadaki ekonomik gelişmelerle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Gül, 2008’de Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan, kısa süre içinde önce Avrupa’yı, daha sonra tüm dünyayı tesiri altına alan ekonomik krizin etkilerinin tam atlatılamadığını ifade etti. Gül, başta ABD olmak üzere gelişmiş piyasa ekonomilerinin kriz döneminde uyguladıkları parasal genişleme politikalarını değiştirme yönünde verdikleri sinyaller, aralarında Türkiye’nin de olduğu yükselen ekonomilerin kur ve faiz göstergelerinde bir dalgalanmaya yol açtığını kaydetti.Ortaya çıkan bu şartların Türkiye’de de kur ve faiz hadlerinde dalgalanmaya sebep olduğunu söyleyen Gül, bu hareketlerin Türkiye’ye has bir durum olmadığını, diğer yükselen piyasalarla paralellik arz ettiğini ifade etti. Türkiye’nin makroekonomik temelleri son derece güçlü olduğunu vurgulayan Gül, “Başarıyla uygulanan ekonomik politikalar ve sağlanan mali disiplin sonucunda enflasyon ve faiz oranları tek hanelere inmiştir. Kamu borç stokumuz ve bütçe açıklarımız Maastricht kriterlerinin de altında seyretme başarısını göstermiştir. 2001 yılında yaklaşık yüzde 18 olan faiz harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı, 2012 yılında yüzde 3,5’a çekilmiştir. Bu da ülke kaynaklarının fiziki yatırımlara ve reel ekonomiye aktarılması imkanı tanımıştır. Kredi derecelendirme kuruluşları da bu olumlu tabloyu görerek geçtiğimiz dönemde ülkemizin notunu ‘yatırım yapılabilir ülke’ seviyesine yükseltmişlerdir. Nitekim, büyüme performansıyla ilgili son veriler de Türk ekonomisinin güçlü makro ekonomik temeller üzerinde yükselmeye devam ettiğini göstermektedir” diye konuştu.“YAPISAL REFORMLAR SON DERECE HAYATİ KONUDUR”“Önümüzdeki dönemde gelişmiş ülkelerde 2008 krizi sonrası başvurulan parasal genişleme politikalarının büyük ölçüde değiştirileceğine şahitlik edeceğiz” ifadesini kullanan Gül, konuşmasına şöyle devam etti:“Söz konusu küresel ekonomik konjonktür, bizim gibi iç tasarruf oranları düşük ülkelerin büyümelerini finanse edebilmek için gerekli kaynağa erişimlerini zorlaştırabilir. Türk ekonomisi açısından bu yeni dönemin kayda değer etkileri olacağı aşikardır. Esasen ülkemizde artık kronikleşen düşük iç tasarruf oranı sorununu halletmemiz öncelik arz etmektedir. 1990’larda yüzde 23’ler civarında olan iç tasarruf oranımız, ilerleyen yıllarda düşmeye başlamış, son dönemde ise alınan tüm tedbirlere rağmen ancak yüzde 15’e yükseltilebilmiştir. Söz konusu düşük tasarruf oranı, sürdürülebilir bir büyüme performansı yakalamamızın önünde en önemli engellerden birini teşkil etmektedir. Dolayısıyla, büyümenin finansmanında bir taraftan iç tasarruf oranını arttırırken, diğer taraftan doğrudan dış yatırımlar ve toplam faktör verimliliğini arttırmamız elzemdir. Bu doğrultuda gerçekleştirilecek yapısal reformlar, her zaman dikkat çektiğim gibi, ülkemizin orta gelir tuzağına düşmemesi bakımından da son derece hayati bir konudur.”“VERİMLİLİĞİN ARTTIRMANIN İLK ŞARTI EĞİTİM KALİTESİNİ YÜKSELTMEKTİR”Bugünün küresel ekonomik rekabet şartları altında verimliliği arttırmanın ilk şartının eğitim kalitesini yükseltmek olduğuna dikkat çeken Gül, “OECD verilerine göre Türkiye’nin temel bilimler eğitimindeki performansı son sıralarda yer almaktadır. Hükümetimizin eğitime bütçeden en fazla payı ayırdığı, en büyük yatırımları yaptığı bir dönemde ortaya çıkan bu durum hala eğitim sistemimizde katledilmesi gereken mesafe olduğuna işaret etmektedir. Anadolu’yu ziyaretlerim sırasında pek çok üniversitede incelemelerde bulundum. Üniversitelere gerçekten muazzam kamu kaynağı sağlanmakta, bunlar yüksek standartta fiziki ve teknolojik altyapıyla donatılmaktadırlar. Dolayısıyla, üniversitelerimizden de eğitim ve bilimsel araştırma performansını aynı şekilde yükseltmelerini beklememiz toplum olarak en tabii hakkımızdır. Bilgi çağının gerektirdiği donanımlara sahip, özgüveni yüksek, araştırmacı, analitik düşünceye sahip bir neslin yetiştirilmesi, gelecekte ekonomik ve beşeri kalkınmamızın lokomotifi olacaktır” ifadelerini kullandı.Verimliliği artırmanın ve rekabet üstünlüğünü sürdürmenin diğer önemli şartının ise, bilim, teknoloji ve yenilik politikalarına öncelik vermekten geçtiğini belirten Gül, bu politikaların artık bir beka meselesi olduğuna her vesileyle dikkat çektiğini dile getirdi. Araştırma-gelişme ve inovasyon faaliyetlerine son yıllarda sağlanan desteğin aratarak devam etmesinin bu bakımdan büyük önem taşıdığını söyleyen Gül, “Söz konusu faaliyetlerin özel sektör tarafından ticari ürün ve başarıya dönüştürülmesi, yeni büyüme politikamızın da temel dinamiği olmalıdır. Son 12 yılda ülkemizi işleyen bir piyasa ekonomisi yapmak için çok gayret sarf edildi. Bunu gerçekleştirmek için pek çok iktisadi ve hukuki köklü reformlar hayata geçirildi. Ülkemizde sağlanan siyasi istikrar süreklilik arz eden önemli ekonomik başarılara tahvil edildi. Yapılan reformlar sayesinde yerli-yabancı ayrımı gözetmeden tüm girişimcilere dostça davranan bir ekonomi olduğumuz algısı tüm dünyada yerleşti. Ülke olarak bunun meyvelerini doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve ucuz maliyetli fon girişleriyle aldık. Önümüzdeki dönemde de bu kazanımlarımızın ve dünya piyasalarındaki müspet algımızın aşınmasına izin vermemeliyiz. Hem yabancı yatırımcıyı, hem de kendi ülkemizdeki müteşebbisi rahat ve güvenli hissettirecek ortamı her zaman muhafaza etmeliyiz” şeklinde konuştu.“EKONOMİK BÜYÜMENİN ORTAYA ÇIKARDIĞI REFAH ARTIŞININ ADİL DAĞITILMASI ÖNEMLİDİR”Bir ülkenin ekonomik büyümesinin tek başına toplumsal huzur ve barışın teminatı olamayacağını kaydeden Gül, “Dolayısıyla, ekonomik büyümenin ortaya çıkardığı refah artışının da adil dağıtılması önemlidir. Bu bağlamda, ülkemizdeki gelir dağılımını düzeltici sosyal politikaların devamında büyük yarar vardır. Bu çerçevede, en önemli araçlardan biri olan kentsel dönüşüm projelerinin çevre, şehir estetiği ve sosyal intibak kriterleri de dikkate alınarak uygulanması elzemdir. Nihayet, kadınların başta siyaset ve ekonomi olmak üzere toplum hayatımızın tüm alanlarına aktif katılımlarının sağlanması, beşeri kalkınmamızın anahtarı olacaktır. Bu konuda yaşanan sorunların çözümü de memleketimizin öncelikleri arasında yer almalıdır” ifadelerini kullandı.Bu yıl 29 Ekim’de Cumhuriyetin 90. yıldönümünün kutlanacağını söyleyen Gül, şunları kaydetti:“Tüm halkımızla birlikte Cumhuriyetimizin bu süre zarfında elde ettiği kazanımlardan gurur duyuyorum. Bugün ekonomisiyle, demokrasisiyle ve ordusuyla güçlü bir ülke olarak tüm dünyada saygın bir yere sahibiz. Şimdiye kadar olan kazanımlarımızın üzerine daha büyüklerini inşa ederek yolumuza azimle devam edeceğimizden de hiç şüphem yoktur. Bu, seçildiğim görev süresi içerisinde benim son yasama yılını açış konuşmam. Cumhuriyetin 27. yıldönümünde doğmuş ve onun en önemli erdemlerinden biri olan fırsat eşitliğinden yararlanmış bir Türk vatandaşı olarak milletimizin bana lütfettiği Cumhurbaşkanlığı görevini layıkıyla yerine getirmeye çalıştım. Geride bıraktığımız altı yıl içerisinde doğru bildiklerimi söylemeye, hatırlatmaya ve yapmaya gayret ettim. Rehberim, Anayasamız, inançlarım ve vicdanım oldu. Hayatım boyunca, halka hizmeti Hakk’a hizmet bilerek, yüce milletimizin hizmetinden hiç ayrılmadım. Bundan sonra da bu anlayış ve şuurla milletimizin hizmetinde olmaya devam edeceğim. Sözlerime son verirken, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yüce Meclis’in ebediyete intikal etmiş tüm üyelerini ve bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyor ve yeni yasama yılının Milletimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.”

Bir yorum yazın

Yorum yazabilmek için Giriş yapmalısınız.

Ankara masaj